DİKKAT YAZILI VAR

Derleyen: Ahmet GÜLÜM

  :::::::::::::::::

 

  Sunuş

 

  Elinizdeki bu kitapta yer alan yazılar, daha doğrusu öğrencilerin

sınavlara veya anketlere verdikleri yanıtlardan seçmeler

uzun bir uğraş sonucu bir araya getirildi. Öğretmenliğim sırasında

yazılılara verilen çok ilginç, çok komik yanıtlarla ve olaylarla

karşılaştım. Bu yazıları bir yerlere not aldım. Bulunduğum

ortamlarda zaman zaman bu yazılardan örnekler okuduğumda,

yolu okul sıralarından geçen herkesi bir ölçüde ifade ettiği için

olacak yoğun ilgi gördü. Yazıların kitaplaştırılması fikri işte bu

süreçten sonra ortaya çıktı. Farklı branşlardaki öğretmenlerin

aldığı notlar da kitabın daha geniş bir öğrenci kesimini ifade

etmesini sağladı.

 

  Bu aşamada yazılan daha geniş bir kesimle, özellikle de yazıların

asıl sahibi öğrencilerle paylaşmak için çalışmalar başladı. Yazıları

derlerken asıllarını bozmamak için kelime, harf, cümle düşüklüğü

gibi yazım hatalarını aynen koruduk. Bu yazıların içtenliğini

bozmamak için matbaa harfleri yerine el yazısı kullanmayı

tercih ettik. Bunun okumada güçlük yaratmamasını umarız.

 

  Öğrenciler belki de en güzel en içten ve ilginç yazılarını yazılı

sınavlar, kompozisyonlar ve onlara uygulanan anketlerde yazıyorlar.

Öğrencilerin yazdıkları kendilerine okunduğunda utancından

sıranın altına girenlere, kendi yazdıklarına şaşıp kahkahayla gülenlere,

daha birçok şaşkınlık gösterilerine tanık olduk. Bu da yazıların

doğallıkla ortaya çıktığını göstermektedir Bu yazıların güzelliği

varsa doğallıklarından kaynaklanmaktadır.

 

  Öğrencilerin ilginç yazılarını, sözlerini toplamak elbette bizim

orijinal bir buluşumuz değil. Bu alanda toplanan yazıların derlenip

kitaplaştırılması ise, bilebildiğimiz kadarıyla ilk defa gerçekleşiyor.

İlk olması nedeniyle nasıl bir tepkiyle karşılanacağını bilemiyoruz.

Bu yazıların olumsuzluğu varsa, sorumlusu öğrenciler mi,

öğretmenler mi, yoksa eğitim sistemi mi?.. Bu sorunun yanıtını da

sevgili okuyuculara bırakıyoruz. Ancak bu yazıların olumsuzluklarına

rağmen eğitim ve öğretime renk katan yanları olduğunu da

düşünüyoruz. Bu yazıların eğitim durumu ve öğrencilerin iç dünyaları,

algı düzeyleri ve bilgiye yabancılaşmaları konusunda da

ayna görevi gördüğüne de inanıyoruz.

 

  Kitaba kaynağı belli olmayan yazılara yer vermemeyi tercih

ettik. Yazıları yazan öğrencilerin soyadlarını ve okullarının

adlarını yazmanın hiç istemeyeceğimiz sonuçlar doğurabileceği

kaygısıyla kitapta bunlara yer vermedik. Çünkü bu yazıları yayınlarken

öğrencileri aşağılamak veya okulları teşhir etmek gibi

bir amacımız yoktur.

 

  Kitap, Gaziantep'teki bir lisede, lise ikiye kadar gelmiş, ama

ilk defa coğrafya öğretmeni gören öğrencilerin yazılarından;

Mersin dağ köyleri ilkokullarına, Hatay'daki ortaokullardan İstanbul'un

çeşitli semtlerindeki okullara kadar çok değişik bölgelerden

ve okullardan öğrencilerin sınavlarda verdiği yanıtlardan

oluşmaktadır. Bu çalışmanın Türkiye'deki öğrencilerin inanılmaz

ilginçlikteki bir fotoğrafı olduğunu düşünüyoruz. Bu kitabın

öyküsü kısaca böyle.

 

  Kemal Gönen ile yaptığımız bu ortak derlemelerde bize

manevi katkılarından dolayı sevgili hocamız Dr. Erdal Atabek,

sevgili Cezmi Ersöz, yazar B. Sadık Albayrak ve

Ender Özkahraman'a teşekkür ederiz.

                        

  Bizi acı acı güldüren, düşündüren, hüzünlendiren, kitabın

asıl sahibi sevgili öğrencilerimize de sonsuz teşekkürlerimizle...

 

  Ahmet Gülüm

 

  Haziran 1997

 

  :::::::::::::::::

 

  Önsöz

 

  Bu kitapta okuduğumuz sınav yanıtlarını ilk kez okuduğum

zaman inanamadığım oldu, şaştığım oldu, güldüğüm oldu ama

daha sonra çok ciddi bir durumla karşı karşıya olduğumuzu bir

kez daha anladım. Değişik yörelerin ilkokul, ortaokul, lise

öğrencisi olan çocuklarının türkçeyi bilme ve kullanma, kavram

algılama ve düşünme düzeyleri Türkiye'nin bugünü için de,

geleceği için de çok ciddi bir uyarı oluşturacak durumdadır. Bu

kitabı dikkatle okumak ve üzerinde çok düşünmek gerektiğine

inanıyorum.

 

  Bu kitabı daha dikkatle okuması gerekenler ise Milli

Eğitimin gelmiş geçmiş ve gelecek yöneticileridir. Köy

Enstitülerini kapatanların nasıl büyük bir yanlış yaparak durumu

nerelere getirdiklerini bu kitapla görmek, anlamak kolaylaşmaktadır.

 

  Bazı öğrenci yanıtlarından fışkıran çocuk yüreklerinin neşesiyle

çocuk zekasının sınır tanımazlığının nasıl çorak bir

toprakta akan sular gibi ziyan edildiğini görmek, yürekleri

burkacak mıdır, bilemem?

 

  Dr. Erdal Atabek

 

  :::::::::::::::::

 

  Dikkat Yazılı Var

 

  Öğrencilerden Seçme Yanıtlar

 

  :::::::::::::::::

 

  ÖĞLE OLSUN BÖĞLE OLSUN

 

  -Okulda sıralar süngerden olsa, rahatça uyusak...

 

  -Dersane koridorlarına iki kale bir top konulsa...

 

  -Dersler on dakika, tenefüsler kırk dakika olsa...

 

  -Okul bahçesi çiçek ve çimenle dolsa, uzanıp yatsak...

 

  -Öğretmenler hep masal anlatsa...

 

  -İstedigimiz zaman istedigimiz rüyayı görsek...

 

  -Sivri sinekler saz çalsa, kulağımızı ısırmasa...

 

  -Ayakkabılarımız tekerlekli olsa...

 

  -Çocuklar hep gülse...

 

  -Dileğimiz hemen olsa, en kötü gün böyle olsa...

 

  YAZILI SINAV SORULARINA ÖĞRENCİLERİN VERDİĞİ

İLGİNÇ YANITLARDAN SEÇMELER.

 

  -Kasabayı kim yönetir?

 

  Şerif ve adamları. (Kamil/İlkokul-5)

 

  Kasabayı ihtiyarlar heyeti ve köy bekçisi yönetir.

(Yavuz/Ortaokul-2)

 

  -Destan nedir?

 

  Destan ulusların kahramanlık, cinsel ve birazda

ahlaksal servenleridir. (Bora/Lise-1)

 

  -Dört halife devrinde --Hakem Olayını-- açıklayınız.

 

  Hazreti peygamber efendimiz zamanında yapılan maçta

kavga çıkmış. Müşrikler Müslümanlara saldırmış, bu

olaya hakkem de karışmış. En son kararı da hakkem vermiş.

Onun için bu olaya hakkem olayı denilmiştir. Maçlarda

üç hakkem vardır. Maçı kontrol eden hakkem, orta hakkem,

yan hakkem. (Cemal/Ortaokul-2)

 

  -Karadeniz bölgesinde yerleşme ve göçü anlatınız.

 

  Karadeniz bölgesinde yerleşim az ve insanlar seyrektir.

Geçim sıkıntısı yüzüzünden insanlar yeryüzünden göç

etmek zorunda zorunda kalmıştır. İnsanlar önce dağlara

sonra ovalara en sonrada yeryüzünden göç etmek zorunda

kalmışlardır. (Fatma/Lise-2)

 

  -Madenlerle ilgili kuruluşlarımız nelerdir?

 

  İki tanedir. Maden delik arama enstitüsü ve perakende

Anonim Ortaklığı (PAK). (Arzu/Ortaokul-2)

 

  -Boğazlarımızın derinliği ne kadardır?

 

  İstanbul boğazı az biraz derindir, çanakkale boğazı ise

çok çok az biraz derindir ve aralarında dünya kadar fark

olmasıdır. (Seyit/Lise-2)

 

  -Ova nedir?

 

  Dümdüz ve ucsuz bucaksız şahane yerlere ova denir.

(Hakan/Ortaokul-2)

 

  -Hızlı nüfus artışının zararları nelerdir?

 

  Bence hızlı nüfus artışı çok kötü bir şey çünkü hep

çarpık kentleşme, peçe kondu, ekonomik sorunlar. Eğer

biz 10 kardeş olsaydık kötü olurdu. Zaten babamın işi

kötü gidiyor yakında 4 kardeş olucaz üç iken. Ya ne

buluyorlar çocukta, ha yapmışsın ha yapmamışsın. Daha

çok var ama zaman yetmiyor. (Sevda/Ortaokul-1)

 

  Çevre kirliliği, gürültü, insanların küfürleri,

cağillik, işsizlik, kötümserlik, çok cocuk, ekonomik

durum, hilekarlık, hak yemek, emek yemek. Yok, bir şey

yok. Bu ülke düzelmez. (Murat/Ortaokul-1)

 

  -Kenar deniz ne demektir?

 

  Ben kenar deniz gördüm. Benim teyzemin kenar denizi

var. (Yunus/Ortaokul-2)

 

  Bir evin karşısındaki denize kenar deniz deniz.

(Eda/Ortaokul-2)

 

  -Bir yerin turistik alan sayılması için gereken şartlar

nelerdir?

 

  Turistlerin Turist olması, yerlerin temiz olması ve

Turistlerin yatıp kalkması gerekir. (Selda/Ortaokul-2)

 

  -İzmir limanı ile İstanbul limanı arasındaki

farklar nelerdir?

 

  İzmir limanı ürünlerin iç ülkelere, İstanbul limanı

ise dış ülkelere limanlandığı yerdir. Ege limanı pencere

marmara limanı kapı gibidir. Üstelik pencerenin kapıdan

daha güzel olmasıdır. (Saygın/Ortaokul-2)

 

  -Ormanların korunması için neler yapmalıyız?

 

  Vahşi ve yırtıcı hayvanları ormana sokmamalıyız,

zehirli ve yırtıcı yılan ve bitkilerden arındırmalıyız.

(Fatma/İlkokul-5)

 

  -Kıyamet günü ne demektir?

 

  Kıyamet günü yani gerdek gecesidir. O gün her şey çok

kötü olur. Bütün gece kıyame kopuverir. (Serpil/İlkokul-5)

 

  Kıyamet günü her şeyin kıymetli olduğu bir gündür.

(Kemal/İlkokul-5)

 

  -Mübarek geceler hangileridir, yazınız?

 

  1. KINA GECESİ

 

  2. GERDEK GECESİ

 

  3. DOLUNAY GECESİ  (Hatice/İlkokul-5)

 

  -Alüvyon nedir?

 

  Topraklar dere kenarında toplanıp toplanıp giderler. En

sonunda topraklar toplanıp toplanıp gitmezler. Gitmezlerse

Alevinyon denir. (Ali/Lise-2)

 

  -Çevre kirliliği canlıları nasıl etkiler?

 

  Çevre kirliliğinden, dünyadaki insanların 100/90'nı sakat

100/10'u ölmüş. Çevre kirliliği insanlara sakıncalıdır.

(Melek/Ortaokul-1)

 

  -Zigot nedir?

 

  Çok ayıpçı bir şeye denir. (Esma/Lise-1)

 

  -Mustafa Kemal'e Başkomutanlık görevi neden verildi?

 

  Daha cesaretli, kurnaz akıllı, kurduğu pilanlar, öbürkülerden

iyi savaşmayı bildiğinden, halkla iyi geçindiğinden komutanlık

verildi. (Halil/Ortaokul-3)

 

  -İkinci İnönü savaşını anlatınız.

 

  Yunanlılar inönüyü ele geçirmek istiyordu. Afyon, Eskişehir

üstünden gittiler. Yunanlılar 31 mart sabaha karşı savaş

açtılar öğlen zamanı zaiyatıverip gece karanlıktan yararlanıp

geri çekildiler. Akşam vakti sabaha kadar hazırlanıp bir

nisan sabaha karşı günü yine saldırdılar. Bir nisan akşam

vaktinde bu zafer çok iyi savaş veren Türklerin olmuştu.

(Fatih/Ortaokul-3)

 

  -Erzincan'daki depremzedeler için neler yapmalıyız?

 

  Oraya gidip, depremzedelere yardım etmeliyiz, hal hatırlarını

sormalıyız. Depremzedelerin sobalarını yakmalıyız, yorganlarını

üstlerine örtmeliyiz. Açıkanlara çorba filan içirmeliyiz.

(Melek/İlkokul-5)

 

  -Ova nedir?

 

  Çukur mukur gibi yamukluklara ova denir. (Ali/Ortaokul-2)

 

  Boş ve yamuk araziye denir. (Fatma/Ortaokul-2)

 

  Yaylaya benzeyen, şehirden uzak kimsenin gitmediği, yazın

ter atmak için yerler ovadır. (Yavuz/Ortaokul-1)

 

  -Marmara Bölgesi'nin coğrafi konumunu anlatınız.

 

  Bölgede daha iyi yeryüzü şekilleri bulunur. Bölge Hötrd

ve benegramdan meydana gelmiştir, bütün sinema artistleride

burada bulunur. (Adem/Lise-2)

 

  -Bulgarlara karşı kim savaştı?

 

  Bulgarlara karşı Çakırkeyif Ali paşa savaştı. (Selin/

Ortaokul-2)

 

  -Marmara Bölgesi'nin iklimi nasıldır?

 

  Mamrara bölgesinde miki iklim tipi görülür. Yumuşakımsı

bir iklim olduğundan tabiata dayanır. (Ferda/Lise-2)

 

  -Ermeni (Doğu) sorununu açıklayınız.

 

  Osmanlı Devleti altında yaşayıp ekmek yiyen Ermeniler

kendi kendilerini kışkıtmaları sonucu doğu anadoluda

huysuzluklara başladılar. Mustafa Atatürk paşa düşmanla

başedebilmek için Kamil Karabekiri Ermeni üzerine doğrulttu

Ermeni yenilip barış istedi. Böylelikle en iyi sonuç

osmaninin oldu. (Pınar/Ortaokul-2)

 

  -Fabl nedir?

 

  Bilinmiyor... (Ali/Ortaokul-2)

 

  İnsanların hayvan gibi konuşup hayvanları taklit etmesine

fabıl denir. (Sema/Ortaokul-2)

 

  -Yönümüzü nasıl buluruz?

 

  Yolda gidiyorum bir adama rastladım aha bu yoldan

gideceksin dedi giderim. Sora sora Bağdatı bile bulurizki.

(Recep/Ortaokul-2)

 

  -Peygamberimize kitap nasıl inmiş?

 

  Peygamberimiz tek başına yürürken önüne düşüvermiş.

(Ali/İlkokul-5)

 

  Kitap postayla gelmiş. Peygamber efendimiz alıp onu bir

güzel okuyuvermiş. (Selim/İlkokul-5)

 

  Peygambere kitap kendi kendine gökten aşağı inivermiş.

(Arzu/İlkokul-5)

 

  -Kazasker nedir?

 

  Yolunmuş kaza kazasker denir. (Cemal-Ortaokul-2)

 

  -Ölçek çeşitleri nelerdir?

 

  Boy ölçeyi, kilo ölçeyi ve kesir ölçeyi. (Ayşe/Ortaokul-2)

 

  -Dünyamız nasıl oluşmuştur?

 

  Dünyamızı insanlar kurmuştur. Dünyamız temiz sular, temiz

hava ve temiz yolları yani temiz yollarla dünyamız güzel bir

şekilde oluşur. (Seda/Ortaokul-2)

 

  -Türkiye'nin özel konumunu açıklayınız.

 

  Türkiye çok özel bir konuma sahiptir. Özel bir konuma

sahiptirden dolayı özel konum başka kimseyi ilgilendirmez.

Ama etrafımızdaki devletler öze konumumuza karışıp

dururlar. Halbuki hiç karışmamalılar. (Selim/Ortaokul-2)

 

  -Boylam nedir?

 

  Mesela kapının oraya gittiyimizde boyunuzu ölçebilirsiniz,

buna boylam denir. (Yavuz/Ortaokul-2)

 

  Bir şeklin düz bir şekilde destek olmadan durmasıdır.

(Serdar/Ortaokul-2)

 

  -Karadeniz bölgesinin geçim kaynakları nelerdir?

 

  Balıkçılık hamsi yani, accık tarım, nataşa en çok geçim

kaynağı olanlardır. (Halil/Ortaokul-2)

 

  -Türkiye'de hayvancılığı anlatınız.

 

  Türkiyede her yerde hayvan çok. Misal bizim mahallede

giden gün sokakta iki hayvana rasladım. Benimle alay

geçtiler, başka biçim şeyler de söylediler. Acilen abime

söyleyip onu çağırdım. Abim o hayvanları bir güzel kovaladı.

Ama hayvanlar hemen kaçıverdiler.

 

  Böyle biçim hayvanlara karşı çok dikkat olmalıyız. Böyle

zararlı hayvanlar görürsek büyüklerimize haber vermeliyiz.

İmkanlarımıza göre soylarını tükettirmeliyiz. (Tuğba/İlkokul-5)

 

  -Karadeniz Bölgesi'nde tarımı anlatınız.

 

  Karadeniz bölgesinde toprak çok verimlidir. Burada en çok

hamsi yetiştirilir. Hamsi önce ovalarda sonra yamaçlarda en

sonunda dağlarda yetiştirilmiştir. Bu bölgemizde kışlar çok

yağışlı olduğundan hamsiler serada yetiştirilir. (Hatice/Lise-2)

 

  -Peygamberimize --Kitap-- nasıl inmiş?

 

  Kitap Hira dağına inmiş. Peygamberimiz gidip oradan alıp

eve getirmiş. Güzelce saklayıp okumuş. Hepsini ezberleyip

Peygamber olmuş. (Can/İlkokul-5)

 

  Peygamberimizin babası Abdultalip kitapçıdan almış, peygambere

vermiştir. (Haydar/İlkokul-5)

 

  Peygamber parmak kaldırmış. Ben peygamber olmak istiyorum

demiş. Allah'da ona Al sana kitap demiş. (Mert/İlkokul-5)

 

  -Dış ticaret açığı nedir?

 

  En dış ve en yabancı, çok uzak açıklara yapılan ticarete dış

ticaret açığı diyoruz. (Bilal/Ortaokul-2)

 

  Dışarı ihraç ettiğimiz mallar yolda hasara uğrarsa veya yerine

ulaşamazsa buna dış ticaret açığı denir. (Mahmut/Ortaokul-2)

 

  Dışarıya ihraç ettiğimiz mallar ve erzaklar yolda hasara

uğrarsa ve yerine ulaşamazsa verdiği açığa yani buna dış

ticaret açığı denir. (Fatma/Ortaokul-2)

 

  -Fotosentez nedir?

 

  Ayın dünyaya yaklaşıp uzaklaşmasına fotosentez denir.

(Davut/Lise-1)

 

  Fotoğraflayıp sentezlemek olayına fotosentez denir.

(Orçun/Lise-1)

 

  Bitkilerin derin nefes alıp vermesine fotosentez denir.

(Hülya/Lise-1)

 

  -Bulgarlara karşı kim savaştı?

 

  Bulgarlara karşı çanakçömlek Ali Paşa savaştı. (Ortaokul-2)

 

  Çetinceviz Ali paşa savaştı. (Suat/Ortaokul-2)

 

  -Terliksi hayvan ne demektir?

 

  Terlik giymeden dolaşıp duran deyişik türdeki hayvanlara

Terliksi hayvan denir. (Sevda/Lise-1)

 

  -Tanım ne demektir?

 

  Tanım; bir varlığa bir şeye özgü nitelikleri belirtilmesi

niteliği biçim şeklindeki kelimeyi belirten anlam tarif...

(Meryem/Lise-2)

 

  -Ovalar kaça ayrılır?

 

  Dörde ayrılır: Yeşil ova, kurak ova, ağaçlık ova ve güllük

gülistanlık ova. (Esma/Ortaokul-2)

 

  Ovalar dörde ayrılır. Doğu, batı, kuzey, güney. (Ali/Ortaokul-2)

 

  Çukur ova, düzlük ova ve yamukluklu ova diye üçe ayrılır.

(Ufuk/Ortaokul-2)

 

  -Çevre kirliliği canlıları nasıl etkiler?

 

  Bizim sokakta oynamak isteğimizi azaltır. Çünkü her bir kişi

doğduğunda sokakta yer daralıyor kilometrekareye 10 kişi

düştüğünde zamanla ora daralır. (Murat/Ortaokul-1)

 

  Dünya insanları sığmayacağına göre oksijen yetmezliğinden

ölüme yolaçar. Çevre kirliliği ölüm ve krize yolaçar.

(Yusuf/Ortaokul-2)

 

  İnsanların çoğu temizliği sevmiyor veya sevmek istemiyor.

Genelde çok gürültü oluyor. Düşünürsek her insan yere bir

defa tükürürse çevre temizliği çok zor olur. Gece kordular

ise gözün güzelliğini bozuyor. (Sevda/Ortaokul-1)

 

  Hastalıklar olur, doğa kirlenir, uçan hayvanlar hava

kirliliğinden uçamazlar. (Nuri/Ortaokul-2)

 

  -Yön bulma yöntemlerini yazınız.

 

  Yönümüzü kuyruklu yıldızla, mezar kapısıyla, duvar saatiyle,

deniz kabuğuyla ve karınca kararınca yöntemiyle buluruz.

(Celal/Ortaokul-2)

 

  Yolda gidiyorum bir adama rastgeldim. Adam bana aha bu

yoldan gideceksin dedi. Tıpış tıpış gider ve her yönümüde

şıp diye rahatça bulurum. (Hasan/Ortaokul-2)

 

  Yönümüzü pekala soraraktan buluruz. Etrafımızdaki bir kimseye

pekala sorarız. O da yine bize pusulalık yönümüzü buluruz

söylerse zaten sora sora pekala Bağdat bulunur. Birde çubukla

ve saat katranıyla pekala yönümü bulurum. (Recep/Ortaokul-2)

 

  -Doğu Anadolu'da sanayi neden gelişmemiştir?

 

  Doğu Anadolu çok dağlık mağlık bir yerdir. Oralar dağlık

mağlık olduğu için ulaşım oraya gidemiyor. Ulaşım gitmeyince

fabrika kurulamıyor. Fabrika dağın tepesinde olamaz. Dağı

yok etmek gerekir. Bu da para ister. Ülkemiz fukara,

karşılayamaz. Zaten dağı yok etmek için dinamit konulsa

teröristler onları çalıp çırpıp götürür. Bu yüzden oraya

endüstri gitmemiş. (Mustafa/Ortaokul-1)

 

  -Hangi durumlarda ara seçime gidilir?

 

  Meclis başkanlarının iflası durumunda ara seçime gidilir.

(Ayşe/Ortaokul-3)

 

  -Meclisin görev ve yetkileri nelerdir?

 

  Mahkemelerce ölmesi kesinleşenlerin ölmesine izin vermek.

(Orhan/Ortaokul-3)

 

  -Enlem nedir?

 

  Bir canlının boyunu posunu ölçmeye yarayan şey.

(Ali/Ortaokul-2)

 

  -Ölçek çeşitleri nelerdir?

 

  1. Terazi tartı ölçek

 

  2. Fakir ölçek

 

  3. Zengin ölçek (Melek/Ortaokul-1)

 

  -Ölçek nedir?

 

  Bir ilmi birim birimidir, ve ölçeğin tanımını yapmak için

ölçek gerekir. (Arif/Ortaokul-1)

 

  -Plato nedir?

 

  Akarsuların oydukları ve insanlara göre yüksekte kalan

çukur tepecik. (İlyas/Ortaokul-2)

 

  -Karadeniz Bölgesi'nde yapılan göçün sebebleri?

 

  Bence sık yerleşme olmasıdır. Karadenizliler sıkışık

yerleşirse herkes yerleşebilir ve göçe gerek kalmazdı.

Bence istediği yerde olmalı, istediği zaman her şeyi

yapabilme özgürlüğü tanınmadığı için vede bence dünyamızda

bulunan terörü yok edemedik ve o yüzden onları rahatsız

ediyorlardır. (Yavuz/Ortaokul-2)

 

  -İstanbul'un önemi nedir?

 

  İstanbul önemli bir şehirdir. Toprağı altındandır. Köyden

göç edenler İstanbula iş, aş bulmak için giderler. Ve zengin

olup köylerine geri dönerler. Bağzıları ev parası için

bağzıları isebaşlık parası için... Ama bunlar hepsi eskidendi.

Şimdi birtek ev parası ve çocukların okuma parası için için

geliyorlar. Şimdiki zamanda başlık parası yoktur, kaçan

kaçana, seven sevene.

 

  Köyden İstanbula gelen hemşeriler çoktur. Ayrıcana İstanbulda

çok çok ürün yetişir. Bunların bazıları Domates, salatalık,

lahmacun ve kıvırcık maruldur. İstanbul ayrıca Asya ile Avrupa

arasında bir yol geçen hanı köprüsü gibidir. Her bir kimse

bu köprüden geçer. İstanbul önemli olmasaydı nüfusu Onbeş

milyon olurmuydu hiç? (Derya/Ortaokul-2)

 

  ÖĞRENCİLERİN YAZDIĞI İLGİNÇ KOMPOZİSYONLARDAN SEÇMELER

 

  -Niçin Yaramazlık Yapıyorum?...

(Bir öğrenciden öğretmene özürname)

 

  Yaramazlığımın nedenleri şunlardır: Tarih dersini çok

sevmediğimden, yerimde duramadığımddan, sözünüzü dinlemeyip

sözümde durmadığımdan, söz geçiremediğinizden. Yani kısacası

söz ve sizin dediklerinizi dinlemediğimden.. Bu yaramazlıklar

bir daha olmayacak vede olmayacağına dair size söz veriyorum.

vede bu yaramazlıklarımdan dolayı beni affetmenizi isteyerek

sizden çok özür diliyorum. Ve tekrar tekrar özür dileyerek

bu yaramazlıklarımın affetmeni istiyorum biliyorum bu

yaramazlıkları affetsende affedip eksi vermesenizde içinizde

bir eksi kalacaktır, ama galiba yaramazlıklarımı affedeceksiniz.

eksi vermesenizde versenizde içinizde bir eksi kalmayacaktır,

bunada inanıyorum. Birde şunu söyliyim iki öğretmen arasında

en sevdiğim öğretmenler arasındasınız.

 

  Affettiyseniz çok ve çok teşekkür ediyorum eğer affetmediğseniz

genede canınız sağ olsun. Ama affettiğinize affedeceğinize

kalben inanıyorum lütfen sizde affedin çünkü siz bir

öğretmensiniz benden büyük ve bilgilisiniz ufak bir çocuk,

inşallah beni anlayacaksınız çünkü dediklerime katılyorsunuzdur.

Vede beniçok iyi anlıyorsunuzdur. Çünkü beni affetmelisiniz ve

anlayıp affetmelisiniz. Çünkü görüyorsunuz her lafımda her sözümde

her yazıp kullandığım cümlelerde bu sözde de geçtiği gibi

affetmeniz için yalvarıyorum ve diyorumki siz büyük bir öğretmensiniz

benden çok büyük bir öğretmensiniz ve benden büyük olduğunuz

için beni anlayacağınızı söylüyordum ve bundan başka mesela

eksi vermemeniz için de çok yalvarıyorum ve affetmeniz içinde

çok yalvarıyorum yani kısacası beni affedip eksi vermeyi, son

verdiğim sözlere bana güvenmenizi vede güveneceğineze de inanıyorum

bakın çünkü iki buçuk sayfa yazı yazmışım bu yazdıklarımı ve

emeklerimi harcayıp yazılarımı karşılıksız bırakmayacağınıza da

çok eminim. Genede özür dileyerek eksi vermeyip beni affetmenizi

istiyorum bu yazdıklarımı karşılıksız bırakmayacaksınız ve buna da

eminim.

 

  Affedip eksi vermiyeceksiniz Teşekkür ederim. (Ufuk/Ortaokul-1)

 

  -Yaşadığınız ilginç bir anıyı yazınız.

 

  Bir gün köyden Istanbula geliyordum. Sağ salim İstanbula

varmıştık. Otobüsten indim, baktım karşıda bir simitçi...

Gevrekte gevrek şimit diye bağranıyor. Tabi benim de karnım

acıkmıştı. Elime karnıma attım birde baktım gurulduyor. Elimi

cebime attım bir de baktım cüzdanım yok eee!.. Otobüste cüzdanımı

çarpmışlar. Ben simitçiye dedimki ya kardeş otobüste beni

çarpmışlar, bedavaya bana bir şimit ver gevrek olsun. Şimitçi

bana dediki ben senin gibi yalancıları çok gördüm beni

kandıramazsın.

 

  Akşam oluyordu. Ne cebimde bir kuruş ne de bir yakınımın

adresi var. Bir otele gitsem parayla, trene binip geri köye

gitsem bilet parası... Bir kenara kıvrılıp geceyi geçirdim.

Sabah olmuş, karnım aç, midem bir yerde bir şey görse hemen

bana al, bana al diyor. Bende para yok neyle alayım diyorum.

 

  Günlerden cumaydı. Cuma namazı okunuyordu. Hemen aklıma bir

şey geldi. Hemen camiye koştum, imam efendiye derdimi anlattım

böyle böyle dedim. Hacı imam efendi, namazı kılalım bir çaresine

bakarım dedi. İyi iyi, olur dedim. Namazı kıldık cemaat toplandı

ayakkaplarını giydi gitti. Ben hocaya dedimki hocam para

topladınızmı. Hoca, eve gidelim bir güzel karnımızı doyuralım

dedi. Hoca dediki bir zengin ölmüş, onun tabutunu getirecekler

ona bekçilik yap dedi.

 

  Hoca imam efendi tabutu bırakıp gitti, kapıyı da kilitledi.

Camlar demirli bir olay olsa kaçamam. Tabutun başında bekledim.

Bir oraya bir buraya gidip holta filan attım. Birden TIRAAK!

Diye bir ses geldi. Dönüp baktım bir şey yok. Sonra TRAAK! Diye

ses yine geldi. Bir baktım ölü tabuttan kalkıyor. Beni camide

kovalamaya başladı. Sonra minareye çıktım, minareden aşağı

atladım.

 

  Birden uyandım baktımki yataktan düşmüşüm. (Haydar/Ortaokul-1)

 

  -Sakla samanı gelir zamanı

 

  Bir arkadaşımız bir şey isterse vermeyiz ama bir gün kalem

veya silgi isteriz. O da bize vermez. Komşusunun oğlu veya kızını

okula savacak kitabı yoksa koşusununda varsa vermeli, zamanı

o da ona verir. Türkiye Irak'a ödünç silah vermezse Türkiye'de

bir savaşa girdiğinde Irak'ın aklına şıpadanak gelir ve

Türkiyeye yardım eder. Örneğin spor kulüpleri Trabzonspor

Fenerden ödünç para vermesi lazım, vermese bile Fenerin

Trabzonspora işi düşer. Zamanı geldiğinde Trabzonda Fenere

vermez. Büyük Türk gençleri birbirine bir ev kiralar, zamanı

gelince o evi veren büyük Türk gencinin alın terini, emeğini

eline koymalıdır.

 

  Bir ailenin ineği hastalanmış veteniren aramaya koyulur.

Diğer komşusunun evinde telefon vardır. Telefonu açmaya izin

vermez. İnek orada ölür. Aradan yıllar geçer o telefonu

açmaya izin vermeyen komşusunun oğlu hastalanır. Aha işte

şimdi zamanı geldi. Onun evindeki telefonu bozuldu. Onun

evinde telefon var ve telefon açmaya gidemez. Ya işte

saklasaydın samanı gelirdi şimdi zamanı. (Kerem/Ortaokul-1)

 

  -Ayağını yorganına göre uzat

 

  Her zaman her yerde dikkatli olmalıyız. Mesela bir yere

alışverişe gittik. Neler alacaksak ona göre paramızı

almalıyız. Bir yere gittik ve gittiyimiz yerde yorulduk.

diyelim ve bir taksiye bindik. gideceğimiz yere geldik ve

bir baktıkki para çantasında onbin bile yok. Aha şimdi

aba altında sopa yedin kafasız. Taksiciye yalvar yakar,

aldırmadı, sürdü gitti. Ta ormanlık yere koydu Etrafta

in cin top oynuyor. Başka hiç kimse yok, çare de yok.

madem onbin bile yok niye taksiye bindin kafasız.

Yorganına göre uzatsana. Başımızı ağaçlara vururuz.

Ayağımızı yorganımıza göre uzatsak başımıza bir şey

gelmez. (Hümeyra/Ortaokul-1)

 

  -Güneş balçıkla sıvanmaz

 

  Güneş ışınları değdiği yeri kurutur ve çöl haline

getirir. Güneşi çahmurla sıvarsak bu delilik olur. Güneş

balçıkla sıvanmaz diyorum. Güneş bunca uzakta dünyamızı

etkiliyorsa dünyadan çahmur alıp sıvamaya gittiğimizde

güneşe yetişmeden çahmur kuruyup toprak olur. ve bizde

ölürüz. Eğer güneş çahmurla sıvansaydı çahmur kurur eski

halini alırdı, yani yine kururdu diyorum. (Sinan/Lise-1)

 

  -Savaş ve Barış

 

  Barış iyi savaş ise çirkeftir. Savaşın aile içinde,

aileler arasında, insanlar arasında ve hayvanlar arasında

oluyor. Ama savaş insanlardan kaynaklanıyor.

 

  Bosnada hergün insanlar hep bombalanıyordu. Her yer

karman çorman oluyordu. Kadılara haciz yapılyordu.

Bebeler aç kalıyordu, maf oluyordu.

 

  Onun için hep tanklardan UN getirilyordu. Hep bu savaş

yüzünden. Halbüse savaş pekhala çirkeftir.

 

  Dünyada zaten her pislik insanlardan çıkıyor. Hayvanlara

pislik diyorlar. Bana göre dünyada en büyük pisliklerdir.

insanlar.

 

  Bir Baş Bakanın parmağı kesilip kanıyor olay oluyorda,

bir normal memur kendini caminin minaresinden atıyor olay

olmuyor. Bunlar baştan aşağı hepsi yağnış ve çirkeftir.

(Ercan/Ortaokul-2)

 

  -Yaşadığınız ilginç bir anıyı yazınız.

 

  Bir gün gölün kenarından geçeçken dört yılan güneşleniyordu

hayretle onlara bakarken ağzım açık kaldı. Ağzıma sinek

kaçmamasına dikkat ediyordum.

 

  Yılanlardan biri bana yaklaşarak başımızdan çekil dedi.

Çekilmeyince yılan beni kovalamaya başladı. Ben dört nala

koşarak kaçıyordum. O süratle bir taşa takıldım, düştüm.

Kendimden geçmiştim. Uyandığımda kendimi ıssız bir ormanda

buldum, biraz yürüdüm. Tilkiyle sansarın boks maçına şahit

oldum. maç heyecanlıydı Tilkiden bir sağ bir sol kroşe

geldi. Sansar yere yıkıldı. Sonra ayağa kalkarak Tilkinin

gözünü şişirdi. Morgöz olan tilki ringden dışarı fırladı.

Tilki bayılmış ve maçı kaybetmişti. Sonra yoluma devam

ederken kendimi harp alanında buldum. Elime bir tüfek

verdiler. Her ateş ettiğimde silahtan köpükler çıkıyordu.

Sonra beni tanka bindirdiler. Birden tank çöküverdi.

Tanktan inerken ağaca bir yumruk attım. Ağaç yıkılarak

kafama düştü ve komaya girmiştim.

 

  Gözümü hastahanede açtım. Meğer yoldan karşıdan karşıya

geçerken araba bana çarpmıştı. Gördüğüm ise bir rüyaymış.

(Hasan/Ortaokul-2)

 

  -Sakla samanı gelir zamanı

 

  Köyde samanı doğrayıp samanlığa koyarlar. Sonra bir iki

yıl sonra o samanı ağırbaşlı hayvanlarımıza yediririz ve

onlar da bize gereken ürünleri verirler. Sakladığımız

samanı hırsızlar yahut teröristler çalıp çırpıp götürmezse

en sonunda bir vakit zamanı gelir. (İlyas/Ortaokul-1)

 

  -Yaşadığınız ilginç bir anıyı yazınız.

 

  Ben yaz tatilinde bir vakit köye gittiydim. Dayımın oğluyla

denize girdik. Birde baktık ki kızın biri derede yüzezerken

derin yere gelmiş. Boyu kısa olduğundan boğuluyordu. Ben ve

dayımın oğlu kızı bir çırpıda kurtarıverdik. Dedimki ona

boyun posun kısa be kız topuklu ayakkabıyla yüzsene boyun

yetişsin. O aptal şey olacak şeyin kızı bize hakaret etti

ve bize azına geleni söyledi. Ertesi gün oraya bir daha

gittiğimizde o kız yine oradaydı ve içimden onu suda boğmak

gelmişti. Ama haydi işine bak boşver dedim kendime. Böyleliklen

kız paçayı atlattı. (Mehmet/Ortaokul-1)

 

  -Sakla samanı gelir zamanı

 

  Yeni bir şey saklayınca zamanı eninde sonunda gelecektir.

Saman hayvanların yemeyidir. Çimenlerin kurumasıyla çimenler

sararır, saman oluşur. Samanlarda bazı yerlere satılmaya

gider ve ordan hayvanlarını alan insanlar samanlarını kiloyla

alırlar ve bitince yine alırlar.

 

  Köylerde çok çimenler vardır. Onların kurumasıyla saman

oluşur ve oradan imalat yerlerine gider. Gün geçtikçe onlar

satılır. Kurban bayramı gelince hayvanlar kesilir ve etleri

afiyetle yenir.

 

  Bazı hayvanlar dişi ise onların yavruları olur. Dişi

hayvanlar yavrularını emzirirler ve dişi hayvanlar aç kaldıysa

ona saman verirler. Hayvanı varsa onu tarlaya getirir, onu

gezdirir, tozdurur. Ot yedirirler ve akşam olunca onları

yerine getirirler. Onları mışılca uyuturlar.

 

  Örnek 1: Bir gün kadının kocası kaza yapmış ve onunda bir

ayanı kesmişler ve ona çok para lazımmış ve kocasına takma

ayak takdırçaklarmış hiç bir doktor yapamazmış ve yabancı

ülkeden doktor getirmişler ve kadının kocasına takma ayak

taktırmışlar ve para kadına çok lazım olmuş.

 

  Atalarımız demişki sakla samanı gelir zamanı. (Selda/Ortaokul-2)

 

  -Savaş ve Barış

 

  İnsanlar dünyaya barış için gelmiştirler, barış dilerim.

Bosnada çok savaş oluyor, ama iyi olmasını dilerim. Bosnada

çok can kaybı oluyor, ama olmamasını dilerim. Bosnada Anne

baba ölüyor, çocuklar yetimhanede kalıyor ve sonunda

birbirleriyle karşılaşınca birbirini tanımıyorlar, yetimhanede

kalmamalarını dilerim. Bebekler süt bulamıyor, süt bulmalarını

dilerim.

 

  Mesela bir filimde izledim. Bir aile turşu suyu için

ayrılıyor. Savaşta her tarafta felaket oluyor. Bunların

olmamasını dilerim. Savaş yapacaklarına barış dilerim.

(Yakup/Ortaokul-1)

 

  -Ayağını yorganına göre uzat

 

  Ayağını yorganına göre uzatırmısın Ayağını çekyata göre

uzat. Yani ayağını belirli bir yere kadar uzat. Ayağını

yorganına göre uzatmazsan ayagın açık kalır ve ölürsün

kendine dikkat ol. Biz kendimize dikkat olmazsak ölürüz,

üşütüp güme gideriz.

 

  Nineler kendilerine dikat etmezseler ölürler. Dedelerde

bakımsızlıktan ölürler veya açsızlıktan da ölürler.

Babanneler de yaşlılıklarından ölürler. Veya kalpten

de gider hiç haberleri olmaz. yaşlı babalar kalpten

bakımsızlıktan, kansızlıktan da ölebilirler.

 

  Yeni doğmuş bebeklerde mamasızlıktan ölüyorlar. Bir

gelin yeni evlenmiş gelin eve gelmiş. Ana ve baba

sevincinden ölmüş. Şimdi oniki, onüç, ondört yaşlarında

kalpten gidenler oluyor. (Melek/Ortaokul-1)

 

  -Özgürlük

 

  Ademinoğlu insanının özgürlüğü vardır. Bir yeni doğmuş

bebeğin bile kendine has fikirleri, özgürlükleri vardır.

Ağlaması, açıkması konuşmadan yapabilme istek özgürlüğü

ve biçim biçim hakları vardır. Bunlar basit konulardaki

özgürlüklerdir.

 

  Bence insan başka hiç bir canlıya benzemez. İnsan bir

ineje, bir kediye benzemez. İnsan konuşabilir, inekse

möler. İnsan dört ayak üstünde yürüyemez. Fakat kediler

yürür. Demekki insan dünyanın en önemli elemanıdır.

 

  Zaten özgürlük olmazsa, haklar olmazsa İstanbul Sudi

Arabistandan farksız olur. Mesela Sudi Arabistanda yerden

jeton aldın suç, hop kellen gitti. (Yıldız/Ortaokul-2)

 

  -Savaş ve Barış

 

  İnsanlar MÖ: en ufak bir yer için savaş eder ve bir sürü

kanlar akar kanlar ziyan olup gider sonra barışlar olur,

vergiler ödenir, barış anlaşmasına uymayanlar gene savaşlar

yaparlar. Ve bunların sonunda binlerce şehit asker ölür ve

şehit mertebesine ulaşırlar. Şehit mertebesi yetmez yine

yeni mertebeler için savaşırlar. Bazı köylülerse bir tarlanın

en ufak yeri için yahut bir keçi parçası için kavga edip

soluğu mahkemede alırlar. Mahkemede iki köylünün arası

bulunur ve barış sağlanır. (Adem/Ortaokul-1)

 

  -Savaş ve Barış

 

  Barış iyi savaş ise çirkeftir. Bosnada her gün insanlar

hep bombalanıyordu. Her yer karman çorman oluyordu. Onun

için tanklarlan UN getirilyordu. UN tankları gelip duruyordu.

 

  Savaş ise çok kötüdür. Bosnada halbüse barış yerine

savaş yapılıyor. Halbüse savaş çok ama çok korkunçtur.

(Seda/Ortaokul-1)

 

  -Ayağını yorganına göre uzat

 

  Bir insanın ayağı üşümesin yahut karıncalanmasın diye

uzatır. Bize soracak olursanız bir adam gece yatınca

karlı hava insanın ayağını dondurtur.

 

  Giriş: Adamın kendisine ayağını yorganına göre uzat

denen girişlemeye adamın uzatmasıdır.

 

  Gelişme: Adamın ayağını yorganına göre uzatmasında

adam kendi isteğiyle bir nedenine varması adamın kendi

nedenini söylemesi belki bu olay adamı çok üzmüştür.

 

  Sonuç: Adamın kendine verilen bir nedeni bulmak için

adama verilen bir ders verilmesi gereklidir. Çünkü

ayağını yorganına göre uzatmalıdır. (Serap/Ortaokul-1)

 

  -Ayağını yorganına göre uzat

 

  Küçükken yorganımız küçük olur. Bu nedenle ayağımızı

toplayıp toplayıpyatmalıyız. Ayağımız yorgandan taşarsa

üşütüp yataklara düşeriz. Ayaklarımızı toplayıp toplayıp

yatarsak hiç bir şey olmaz.

 

  Bu atasözü başka anlamlarda da olabilir. mesela ayağını

yorganına göre deyil de defterini yazabildiğin kadar aç

gibidir. Ayağını yorganına göre uzatmazsan kötü ve acil

durumlara düşebiliriz. Ayağın yorgandan dışarı kalırsa

üşüyebilir veya sivrisinek ısırır. (Erdinç/Ortaokul-1)

 

  -Savaş ve Barış

 

  Barış bizi sevdiklerimize ulaştıran bir köprüdür.

Savaşın getirdiği musuzluk, sevgisizlik... Bu olayları

düşünmek bile korkunç. Bu yüzden savaşın olmadıgı bir

yerde yaşamak ne güzel.

 

  Barışın sevginin, mululuğun oldugu bir yer olsa,

insanlar hep birbirleriyle yardımlaşsa, birbirleriyle

kucaklaşsa, bu sevgiyi kimse bölmezse... Birlik

ve beraberlik bozulmazsa ve sevgiyle beraberliğin

bozulmayacağını bilseler. Düyadaki mutluluğu kimsenin

bozmayacağını anlasalar keske... (Seda/Ortaokul-1)

 

  -Eğitim ve İnsan

 

  Eğitim bence insanların davranışlarını düzeltme

yeridir, yaramazlık yuvası değildir. İnsanların

bazıları okulu bir eğitim yuvası değil de yaramazlık

yapma yuvası olarak görüyorlar. Öğretmenlerimiz

onları dövüpte yaramazlık yuvalarını başlarına yıkınca

kızıverirler. Daha da düşüncem varda toparlayamadım.

(Gülcan/Ortaokul-2)

 

  OKULDA ÖĞRENCİLERE UYGULANAN DOLDURMALI

ANKETLERDEKİ İLGİNÇ YANITLARDAN SEÇMELER...

 

  Ben...bir büyücü olsaydım zamanı durdururdum ve

çevreyi yaşanır hale getirirdim. Sapla samanı ayırıpda

her şey tam olunca tekrar zamanı kaldığı yerden devam

ettirirdim.

 

  Ben... küçükken çok yaramaz ve çapkınmışım.

 

  Ben... küçükken çok küçüktüm.

 

  Ben... küçükken çok küçüktüm.

 

  Ben... küçükken çok deli bir kızmışım.

 

  Ben... Bilemiyecem.

 

  Ben... çirkin ve h... gözlü bir insanım.

 

  Ben... her zaman, ama her zaman erkeyim.

 

  Ben... büyüyünce ADAM olacağım. -bir kız-

 

  Ben... çok yakışıklı ve seksi biriyim. Ama

beni kimse takmıyor.

 

  Benim en iyi... HEPSİ ÖĞRETMENİM.

 

  Bana göre okul... un düzeni bozuk.

 

  Bana göre okul... çok yararlı ve faydalı bir

yerdir. Ayrıca kız bakımından da faydalı bir şey.

 

  Ben... hayvanları çok seviyorum. Özellikle

tavuk kızartmasına bayılırım.

 

  Arkadaşlar... kavga etmeyin!

 

  Arkadaşlar... her zaman kötü arkadaşlardan iyidir.

 

  Eskiden... İnsanlar cahil ve pasaklıydı.

 

  Eskiden... çok güzel günler yaşıyordum. bu sıralar

çok mutsuzum. Bütün dünya habire üstüme gelip gelip

duruyor.

 

  Elimden gelseydi... Bir öğretmen dö... ama olmazki.

 

  Elimden gelseydi... herkese yardım eder, ardıma

koymazdım.

 

  Elimden gelseydi... Eğitimi egitirdim.

 

  Elimden gelseydi... Milli Eğitim bakanını deyiştirirdim

ve onu kuytu bir köşeye oturturdum.

 

  Elimden gelseydi... Fen öğretmenini okuldan kovardım.

Sonra okul müdürünü de okul dışı ederdim. Böylece

okulumuzu mis gibi yapardım.

 

  Başkalarına göre ben... möyüm!..

 

  Tahsilimi bitirirsem... Nerde?..

 

  Tahsilimi bitirirsem... bol bol ense yapacam.

 

  En korktuğum şey... bazı hayvanlar.. örneğin

NİHAT, YAVUZ gibiler.

 

  Kurtulmak istediğim şey... o hariç her şey.

 

  Kurtulmak istediğim şey... bir şeyi bırakmam,

ama söylemem...

 

  En korktuğum şey... Hayallerimin gerçek olması.

 

  En korktuğum şey... Tahsilimin yarım kalması,

yarım yamalak bir insan olmak.

 

  Vücudum... 90-60-90 Ama kıllı.

 

  Vücudum... Çok sıhhatli ve afiyeti üzerindedir.

 

  Vücudum... ?

 

  Yalnız kalınca... Vallahi hocam naptığımı söylemem.

 

  Hayatın en kötü tarafı... her şeyin gerçek olduğudur.

 

  Hayatın en kötü tarafı... bütün kapıların yüzüme

kapandığı zaman ve hiç açık kapı bulunmamasıdır.

 

  Bazen babam... Bana kızar, ama ben ona hiç kızmam.

Kızarsam dövebilir... Belli olmaz.

 

  Bazen babam... beni okşar, yani döver.

 

  En büyük sevincim... Arkadaşlarımın bana baba demesi,

en büyük üzüntüm, bazı arkadaşlarımın bana iskele

babası demesi.

 

  Kurtulmak istediğim şey... Yok ama... Babaannemin

çenesi.

 

  Başkalarına göre ben... çok allahlık bir yaramaz

parçasıyım. Olsun yinede...

 

  Yaşamak istediğiniz yer... Fare olmayan her yer

yaşamaya değer ve güzeldir.

 

  Bazen babam... İyi, bazan da kötü olabilir. Ama

yinede o benim babam yinede napabilirim ki?

 

  Bazen babam... kovalar, yakalarsa hırpalar.

 

  Bazen babam... beni çok över, bazanda kovalayıp

bir miktar döver. Ama olsun yinede babam babamdır.

 

  Annemi severim ama... onun yani annemin beni

sevmesine bağlı.

 

  Annemi severim ama... İki tane var. hangi birini

seviyim ki?

 

  Canım sıkılınca... Huysuzluk yaparım, artistlik

yaparım.

 

  Annemi severim ama... Terlikle beni kovalamasını

sevmem.

 

  Annemi severim ama... Bulaşık yıkattığı zaman asla...

 

  Okulda... yaramazlık yaparım ve çapkınlık tabiki.

 

  Cezalar ve yasalar... ın Allah cezasını versin.

 

  Cezalar ve yasalar... Cezalar iyi bir şey deyil,

yasalar sıkıcı ve nefret.

 

  Okuldaki noksanlıklar... Okulun hepsi noksan,

öğrenci ve öğretmenlerimizde noksan. Okulun hepsi

Allaha emanet.

 

  Okuldaki noksanlıklar... doğru düzgün birşey yokki.

 

  Okuldaki noksanlıklar... Sınıf duvarlarının çatlakları,

malzemeden çalmışlar. Tuvaletlerin hali, ayrıca okul

memlekete cevap vermiyor. Dahada varda boşver.

 

  Ben... Allahlık bir yaramaz parçasıyım.

 

  Elimden gelse... dünyayı elimin içinde tutmam.

 

  Elimden gelse... her şeyi elimin tersiyle iterdim.

 

  Elimden gelse... Okul müdürünü... yok ben bir şey

yapamamki malesef.

 

  Sınıfta... Kalacam galiba.

 

  Sinirlerim... Babamınki yanında hiç kalır.

 

  Sinirlerim... hep tepemin üstünde durur hiç ordan

gitmezler.

 

  Büyükler... Bir fener gibidirler, hep bize yol

gösterirler, ışık tutarlar, sıcaklık verirler, harçlık

verirler.

 

  Büyükler... küçükleri küçük sanıp küçümsüyor, oysa

öyle mi?..

 

  Annemi severim ama... Annem --Dır Dır-- başımın etini

yiyip bitiriyor.

 

  Annemi severim ama... yine de severim.

 

  Annemi severim ama... Kızmasa...

 

  Annemi severim ama... hayır hiç bile.

 

  Büyükler... her zaman küçük çocukları küçük görürler.

 

  Büyükler... kendini fazla büyük görüyor.

 

  Beceremediğim şey... hepsini beceriyorum.

 

  Beceremediğim şey... El işidir -solağımda-

 

  Hayatım... Henüz asfaltlanmamış bir yol gibi

engebeli ve toz buhran içinde devam edip gidip

duruyor.

 

  Hayatım... hep yerinde sayıyor.

 

  Öğretmenler... El feneri gibi etrafını aydınlatıyor

pili bitince şıp diye söner.

 

  Öğretmenler... çok iyidir, ama dövmeseler.

 

  Öğretmenler... Bazan oh bazan öf.

 

  Yaramazlık yaptığım zaman... Acayip dayak yiyorum,

her tarafım başka başka morarıyor.

 

  Yaramazlık yaptığım zaman... Keyfime diyecek yok

sonu dayak olmasa.

 

  Bir türlü unutamadığım... üç yaşında balkondan

düşüşümdür.

 

  Kendini özgür hissediyor musun?.. Bu o anki şartların

genel durumunun özel şartlarının o anki dururmuna bağlı.

 

  Çevreyle ilişkilerin... fazla iyi deyil, bazan

apartmanı ben süpüryorum.

 

  Kendini özgür hissediyor musun?.. hisetsem nolacakki

kendimi özgür hissetmeme babam izin vermezki...

 

  Kendini özgür hissediyor musun?.. yeteri kadar değilse

bile yinede evet... belki olabilir, galiba özgürüm,

sınırsızca olmasa da yani...

 

  Kendini hayata hazır hissediyor musun?.. Hissetmiyorum,

ben daha ufağım. Hayata yeterince hazırlanmadım.

 

  Sorunların için çabalıyor musun?.. Eh. Evet

çabalıyorum, yapamıyorum, bütün gücüm bile yetmiyor.

 

  Sorunların için çabalıyor musun?.. Tabiki çabalıyorum,

asla oluruna bırakmam bolca çabalıyorum.

 

  Çevreyle ilişkilerin nasıl?.. çok iyidir. Çevremiz

temiz ve sağlıklı olursa bizde daha mutlu oluruz. Onun

için çevremizle içli dışlı olmalıyız. şahsen ben böyleyim.

 

  Ankette olmayıp söylemek, eklemek istediğiniz birşey

var mı?.. Var tabiki... Mutluluk barış ve sağlık hep

bizden yana olsun. Bir kuş gibi uçup gitmesinler. En

önemlisi sevgi... Nasıl bir balık sudan çıkınca yaşayamazsa

insanlarda sevgisiz yaşayamazlar, gerekirse yaşamamalıdırlar.

 

  :::::::::::::::::

 

  Sonsöz

 

  Yazılı sorularına verilen yanıtlardan oluşan bu ilginç kitabı okuyunca

birkez daha hayıflandım. Hayıflandım çünkü birkez daha büyüklerin

biraz da küçümseyerek çocuk adını verdikleri insanların bakış

açısıyla yeniden bu dünyayı, bilgilerini, kurallarını, insan

ilişkilerini görmek isterdim...

 

  Çünkü büyükler çocukluktan uzaklaştıkça güvenceli ve risksiz bir

hayat yaşamak için boğucu bir mantığın içine giriyor. Girince de ironi

ve alay duygusunu yitiriyorlar. Ama çocuklar bu mantığı reddediyorlar.

İşte Lise 1'den Sevda, Terliksi hayvan ne demektir? sorusuna hiç

çekinmeden ve gayet ciddi; terlik giymeden dolaşıp duran değişik

türdeki hayvandır, diyor. Buradaki çocuksu bakış açısı bize şunu öğretiyor.

Çocuklar herşeyi biliyor, öyle ki bilmezlikten gelerek bunu bize

mizahi yani oyunbozucu anlamda kanıtlıyorlar.

 

  Örnek mi? İlkokul 5'ten Haydar, Peygamberimize Kitap nasıl inmiş

sorusuna; Peygamberimizin babası Abdullatip kitapçıdan almış.

Peygambere vermiştir, diye yanıt veriyor.

 

  Büyükler kurallar ve bilgiler icat ederler ve bunların çok önemli

olduğuna hemen kendilerini inandırırlar. Oysa bu kuralların ve

bilgilerin çok önemli olduğu çocuklara pek de anlamlı gelmez. Onlar

bu çoğu kez önyargılarla çerçevesi sınırlanmış kuralları ve bilgileri

önce hayal dünyalarının ve o müthiş sezgilerinin süzgecinden geçirip

öyle değerlendirirler. Size sorarım mübarek geceler hangileridir? Yoo

öyle değil işte. İlkokul 5'ten Serpil, Kına Gecesi, Gerdek Gecesi ve

Dolunay Gecesi diye üçe ayırıyor ve böylelikle büyüklerin bilgi ve

mantık formunu alt üst ediyor... Bu kitabı okuyunca çocukluğuma birkez

daha dönmeyi çok istediğimi anladım. Büyüklerin hayalden yoksun

mantığıyla, ironi ve alaydan uzak hayatlarıyla alay etmeyi, kuralları

ters yüz edip, yasaklara nanik yapmayı çok özlemişim...

 

  Bu kitabın hazırlanmasında emeği geçen herkese, içimizdeki o hala

direnen çocukluğumuz adına minnet duymamız gerekiyor...

 

  Cezmi Ersöz

 

  :::::::::::::::::

The CHM file was converted to HTML by chm2web software.